Bir makalenin en çok okunan bölümü abstract'tır; çoğu okuyucu ve tarama motoru bir çalışmayı önce — çoğu zaman yalnızca — abstract'ından tanır. Çarpıcı olan, en çok okunan bu bölümün aynı zamanda en çok hata barındıran bölüm olması. Pitkin ve arkadaşlarının altı büyük dergiyi inceleyen çalışması, abstract'lardaki verilerin %18 ile %68'inin tam metinle tutarsız ya da tam metinde hiç bulunmadığını gösterdi (Pitkin ve ark., 1999; doi:10.1001/jama.281.12.1110).
Yani abstract hem en görünür hem en kırılgan bölüm — ve en çok özen hak eden. Teknik olarak yazması kolay; iyi yazması ise ayrı bir ustalık ister. Fark tam da burada.
İlk cümle ya çeker ya kaçırır
Editörün masasına günde onlarca makale düşüyor ve her birine ayrılan süre birkaç dakika. İlk cümlede dikkat çekilemezse, üçüncü cümlenin okunma ihtimali düşüyor.
Çoğu abstract genel bir giriş cümlesiyle açılıyor: "Diyabet dünyada yaygın bir hastalıktır." Doğru bir bilgi, ama editöre yeni bir şey söylemiyor, makaleyi diğerlerinden ayırmıyor. Oysa spesifik bir çelişki, bir soru ya da beklenmedik bir veriyle açılan abstract farklı okunuyor. "Tip 2 diyabette SGLT2 inhibitörleri kardiyovasküler mortaliteyi azaltıyor; peki bu etki hangi hasta alt grubunda kayboluyor?" gibi bir açılış merakı tetikliyor ve okuyucuyu cevaba doğru çekiyor.
Hikâye anlatımının bilimsel yazımda yeri olmadığını düşünenler var. Ne var ki Nature, Lancet ya da NEJM'in en çok atıf alan makalelerinin abstract'larında hep bir anlatı akışı görülüyor: bir problem, bir gerilim, bir çözüm.
Mekanik abstract ile hikâyesi olan abstract
Aynı çalışma iki farklı abstract'a dönüşebiliyor. Aşağıdaki karşılaştırma, farkın nereden geldiğini gösteriyor.
Aynı çalışma, iki farklı yaklaşım
Mekanik abstract
Hikâyesi olan abstract
Soldaki abstract teknik olarak doğru ama okuyucuda iz bırakmıyor. Sağdaki ise bir soruyla açılıyor, somut verilerle ilerliyor ve klinik bir mesajla kapanıyor. Aynı veri, farklı sunum.
Arka planda boşluğu göstermek
Abstract'ın ilk iki üç cümlesinin tek görevi, bu çalışmaya neden ihtiyaç duyulduğunu göstermek. Bunun en etkili yolu, literatürdeki bir boşluğu, çelişkiyi ya da yanıtsız soruyu ortaya koymak. "Renal denervasyon rezistan hipertansiyonda umut veriyor, ancak 24 ayı aşan veri yok" tek cümlesi hem konuyu tanıtıyor hem boşluğu işaret ediyor; okuyucu "demek ki bu çalışma 24 aylık veri sunuyor" diye düşünüyor ve merak uyanıyor.
Buna karşılık "Hipertansiyon dünyada yaygın bir sorundur ve tedavisi önemlidir" cümlesi üç satır harcayıp hiçbir şey söylemiyor; editör onu her gün yüz kez okuyor. Arka plana en fazla 40-50 kelime düşüyor. IMRAD yapısında olduğu gibi, bu bölümün tek işi okuyucuyu çalışmanın amacına hazırlamak.
Bulgularda sayıların hikayesini anlatmak
Bulgular abstract'ın kalbi, ama çoğu abstract'ta bu kalp atmıyor; çünkü sayılar var, bağlam yok. "p=0,003 bulundu" cümlesi tek başına farkın büyüklüğünü söylemiyor — 2 mmHg mi, 20 mmHg mi belli değil.
İyi bir bulgu cümlesi ihtiyaç duyulan her şeyi taşıyor: "Renal denervasyon grubunda sistolik KB 142 ± 12 mmHg, kontrol grubunda 156 ± 14 mmHg saptandı (fark: −14 mmHg; %95 GA: −18 ila −10; p<0,001)." Bu tek cümlede hakem grup değerlerini, farkı, güven aralığını ve p değerini birlikte görüyor; dahası, 14 mmHg'lik farkın klinik olarak anlamlı olduğunu anlıyor.
Aynı ilke negatif sonuçlarda da geçerli. "Anlamlı fark bulunmadı" demek yerine etki büyüklüğü ve güven aralığı verildiğinde, okuyucu bunun gerçek bir "fark yok" mu yoksa yetersiz güçten mi kaynaklandığını ayırt edebiliyor. Bu ayrımı p değeri anlamsız çıktığında yazısında ele alıyoruz.
Sonuç cümlesinde cesur ama dürüst olmak
Abstract'ın son cümleleri, okuyucunun aklında kalan kısım. Burada iki karşıt hata sık görülüyor: aşırı mütevazılık ve aşırı iddialılık. "Daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır" her makalenin sonuna yazılabilecek, hiçbir şey söylemeyen bir kelime israfı. Öte yandan "bu tedavi altın standart olmalıdır" cümlesi, 156 hastalık tek merkezli bir çalışmanın kaldıramayacağı bir iddia.
Doğru denge, bulgunun ne anlama geldiğini net söyleyip kapsamını aşmamak. "Renal denervasyon, rezistan hipertansiyonda 24 aylık takipte sürdürülebilir KB düşüşü sağladı ve böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkilemedi" cümlesi hem cesur hem dürüst — ne eksik ne fazla.
İpucu
Sonuç cümlesini sınamanın pratik bir yolu şu soru: "Bu bulguyla yarın klinikte ne değişir?" Cevap somut bir şeyse, abstract'ın kapanışı da o kadar güçlü oluyor. Cevap "hiçbir şey, daha fazla çalışma lazım" ise, sorun cümlede değil, çoğu zaman makalenin mesajındadır.
420 kelimeden 250'ye: ne kesilir, ne kalır?
İlk taslak neredeyse her zaman uzun çıkıyor. 420 kelimelik bir metinden 170 kelime silmek gerektiğinde ilk refleks sayıları atmak oluyor — oysa kesilmesi gereken başka şeyler var.
| Kesilebilecekler | Kalması gerekenler |
|---|---|
| "Bu çalışmada" (abstract zaten çalışmayı anlatıyor) | Örneklem büyüklüğü |
| "oldukça anlamlı" gibi öznel sıfatlar | Birincil sonuç değerleri |
| "bilindiği gibi" (biliniyorsa söylemeye gerek yok) | Güven aralıkları |
| "gelecekte daha fazla çalışma gereklidir" klişesi | Etki büyüklüğü |
Sağ sütundakiler abstract'ın taşıyıcı kolonları; kaldırıldığında bina çöküyor. İşe yarayan yöntem, her cümleyi "bu cümle olmazsa abstract anlaşılmaz mı?" sorusuyla okumak — cevap "anlaşılır" ise o cümle kesim adayı. Kelime tasarrufu stratejilerini abstract yazım teknikleri yazısında ayrıntılandırıyoruz.
Dergi kılavuzu neyi belirler?
Kelime sınırı ve başlık düzeni dergiden dergiye değişiyor: kimi dergi 250, kimi 300, kimi 350 kelime istiyor; kimi Objective/Design/Setting/Participants başlıklarını, kimi yalnızca Background/Methods/Results/Conclusions'ı kabul ediyor; bazıları abstract içinde çalışma kayıt numarasını şart koşuyor. Randomize çalışmalar için CONSORT'un abstract uzantısı, abstract'ta yer alması gereken asgari öğeleri (amaç, tasarım, katılımcı sayısı, birincil sonuç, kayıt numarası, finansman) madde madde tanımlıyor (Hopewell ve ark., 2008).
251 kelimelik bir abstract, sınırı 250 olan bir dergide masa reddine yol açabiliyor. Kılavuzu okumadan yazmaya başlamak, en sık yapılan ve en kolay önlenebilen hatalardan biri; bu yüzden author guidelines okuma adımı yazımdan önce geliyor.
Keywords: abstract'ın görünmez uzantısı
Abstract'ın ardından üç ila altı anahtar kelime seçiliyor. Buradaki klasik hata, abstract'ta zaten geçen kelimeleri anahtar kelime olarak tekrarlamak; oysa PubMed başlık ve abstract kelimelerini zaten dizinliyor. Anahtar kelime alanı, abstract'ta yer almayan ama çalışmayla ilgili terimler için var. Renal denervasyon çalışmasında abstract'ta "resistant hypertension" geçiyorsa, bunu tekrar eklemek yerine "catheter ablation" ya da "sympathetic nervous system" gibi ilgili ama abstract'ta bulunmayan MeSH terimlerini seçmek, çalışmanın bulunabilirliğini artırıyor.
Abstract'ı hazırlamak, makalenin en kısa ama en çok okunan bölümünü kurmak demek. Model İstatistik olarak abstract editörlüğünde — dil, biçim, akış, kelime sınırı ve tam metinle sayısal tutarlılık denetimi alanlarında — editöryel destek sunuyoruz; metnin entelektüel mülkiyeti araştırmacıya aittir. Abstract bir özet değil, bir davetiye: okuyucuyu makalenin kapısına getiren metin. O 250 kelime hak ettiği özenle yazıldığında, makalenin tamamına okuyucu çekmek de kolaylaşıyor.
Not: Buradaki renal denervasyon örnekleri ve sayılar yalnızca yöntemi göstermek için kurgulanmıştır; gerçek bir abstract'ta her değer, çalışmanın kendi verisiyle ve tam metinle birebir tutarlı olmalıdır. Kelime sınırı ve başlık düzeni için her zaman derginin güncel yazım kılavuzu esas alınır.
Kullanılan kaynaklar
- Pitkin RM, Branagan MA, Burmeister LF. Accuracy of data in abstracts of published research articles. JAMA. 1999;281(12):1110-1. PMID 10188662 · DOI
- Hopewell S, Clarke M, Moher D, ve ark. CONSORT for reporting randomised trials in journal and conference abstracts. Lancet. 2008;371(9609):281-3. PMID 18221781 · DOI
- ICMJE. Recommendations for the Conduct, Reporting, Editing, and Publication of Scholarly Work in Medical Journals. icmje.org