Sekiz ay süren veri toplama, üç ay analiz, iki ay yazım. Sonunda makaleniz hazır. Şimdi sıra abstract'ta. Word'ü açtınız, yazmaya başladınız. Ama ortaya çıkan metin sanki makalenin ruhsuz bir fotokopisi. Bütün cümleler "Bu çalışmada..." diye başlıyor, sayılar var ama anlam yok, okuyucu ikinci cümlede kayboluyor.
Abstract yazmak teknik bir iş. Ama iyi abstract yazmak bir sanat. Fark burada.
İlk cümle ya çeker ya kaçırır
Editörün masasına günde 30-40 makale düşüyor. Her birine ayırdığı süre ortalama iki dakika. İlk cümlede dikkatini çekemediyseniz, üçüncü cümleyi okuma ihtimali düşük.
Çoğumuz abstract'a genel bir giriş cümlesiyle başlıyoruz. "Diyabet dünyada yaygın bir hastalıktır." Bu doğru bir bilgi. Ama editöre yeni bir şey söylemiyor. Sizi diğer 39 makaleden ayırmıyor.
Oysa spesifik bir çelişki, bir soru ya da beklenmedik bir veri ile başlasanız durum değişir. "Tip 2 diyabette SGLT2 inhibitörleri kardiyovasküler mortaliteyi azaltıyor, ama hangi hasta alt grubunda bu etki kayboluyor?" gibi bir açılış, okuyucunun merakını tetikler. Cevabı bulmak için okumaya devam eder.
Hikaye anlatımının bilimsel yazımda yeri olmadığını düşünenler var. Ama Nature, Lancet, NEJM gibi dergilerin en çok atıf alan makalelerine bakarsanız, abstract'larının hepsinde bir anlatı akışı görürsünüz. Problem var, gerilim var, çözüm var.
Sıkıcı abstract ile çekici abstract arasındaki fark
Aynı çalışma, iki farklı abstract. Hangisi daha çok okunur?
Aynı Çalışma, İki Farklı Yaklaşım
Mekanik Abstract
Hikayesi Olan Abstract
Sol taraftaki abstract teknik olarak doğru. Ama okuyucuda hiçbir iz bırakmıyor. Sağ taraftaki ise bir soruyla başlıyor, somut verilerle ilerliyor ve klinik bir mesajla bitiyor. Aynı veri, farklı sunum.
Background'da boşluğu göstermek
Abstract'ın ilk 2-3 cümlesinde yapmanız gereken tek şey var: neden bu çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu göstermek. Bunu yapmanın en etkili yolu, literatürdeki bir boşluğu, çelişkiyi veya yanıtsız soruyu ortaya koymak.
"Renal denervasyon rezistan hipertansiyonda umut vaat ediyor ancak 24 ayı aşan veri yok." Bu tek cümle, hem konuyu tanıtıyor hem de boşluğu gösteriyor. Okuyucu "Demek ki bu çalışma 24 aylık veri sunuyor" diye düşünüyor. Merak oluştu.
Karşılaştırma yapmak gerekirse: "Hipertansiyon dünyada yaygın bir sorundur ve tedavisi önemlidir" cümlesi üç satır harcayıp hiçbir şey söylemiyor. Editör bunu her gün yüz kere okuyor.
Background'da en fazla 40-50 kelime harcamalısınız. Gerisi israf. IMRAD yapısına uygun olarak, bu bölümün tek görevi okuyucuyu çalışmanızın amacına hazırlamak.
Results'ta sayıların hikayesini anlatmak
Results bölümü abstract'ın kalbi. Ama çoğu abstract'ta bu kalp atmıyor. Neden? Çünkü sayılar var ama bağlam yok.
"p=0.003 bulundu." Tamam, ama fark ne kadar? Klinik olarak anlamlı mı? 2 mmHg'lik bir fark mı 20 mmHg'lik bir fark mı?
İyi bir Results cümlesi şöyle kurulur: "Renal denervasyon grubunda sistolik KB 142 +/- 12 mmHg, kontrol grubunda 156 +/- 14 mmHg saptandı (fark: -14 mmHg; %95 GA: -18 ila -10; p<0.001; Cohen's d=0.8)."
Bu tek cümlede hakem ihtiyacı olan her şeyi buldu: grup değerleri, fark, güven aralığı, p değeri, etki büyüklüğü. Ama daha da önemlisi, 14 mmHg'lik farkın klinik olarak anlamlı olduğunu anladı.
Negatif sonuçlarda da aynı prensip geçerli. "Anlamlı fark bulunmadı" yazmak yerine, etki büyüklüğünü ve güven aralığını verin ki okuyucu bunun gerçek bir "fark yok" mu yoksa yetersiz güçten mi kaynaklandığını anlasın. p değeri anlamsız çıktığında ne yapmanız gerektiğini ayrıca yazmıştık.
Conclusions'ta cesur ama dürüst olmak
Abstract'ın son cümleleri, okuyucunun aklında kalacak olan kısım. Burada iki yaygın hata var.
Birincisi aşırı mütevazılık. "Daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır." Bu cümle her makalenin sonuna yazılabilir. Kelime israfı.
İkincisi aşırı iddialılık. "Bu tedavi altın standart olmalıdır." 156 hastalık tek merkezli bir çalışmadan böyle bir çıkarım yapılamaz.
Doğru denge: bulgularınızın ne anlama geldiğini net söylemek, ama kapsamını aşmamak. "Renal denervasyon, rezistan hipertansiyonda 24 aylık takipte sürdürülebilir KB düşüşü sağladı ve böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkilemedi" cümlesi hem cesur hem dürüst. Ne daha az, ne daha fazla.
İpucu
Conclusions cümlenizi yazarken kendinize şunu sorun: "Bu bulguyla yarın klinikte ne değişir?" Cevap somut bir şeyse, o cevabı yazın. Cevap "hiçbir şey, daha fazla çalışma lazım" ise, belki makalenizin mesajını yeniden düşünmeniz gerekiyor.
420 kelimeden 250'ye: ne kesilir, ne kalır?
İlk taslak her zaman uzun çıkar. 420 kelime yazdınız, 170 silmeniz gerekiyor. Çoğumuzun refleksi sayıları silmek. Ama yanlış şeyleri kesiyoruz.
Kesilecek olanlar: "Bu çalışmada" (abstract zaten çalışmanızı anlatıyor), "oldukça anlamlı" (subjektif sıfatlar), "bilindiği gibi" (biliniyorsa söylemenize gerek yok), "gelecekte daha fazla çalışma gereklidir" (klişe).
Kesilmeyecek olanlar: örneklem büyüklüğü, birincil sonuç değerleri, güven aralıkları, etki büyüklüğü. Bunlar abstract'ın taşıyıcı kolonları. Bunları kaldırırsanız bina çöker.
Pratik bir yöntem: her cümleyi okuyup "Bu cümle olmazsa abstract anlaşılmaz mı?" diye sorun. Cevabınız "anlaşılır" ise, o cümle aday. Abstract yazım tekniklerinde kelime tasarrufu stratejilerini daha detaylı ele aldık.
Dergi kılavuzu: abstract'ın anayasası
BMJ 300 kelime ister, JAMA 350, Lancet 250. Bazı dergiler Objective/Design/Setting/Participants başlıkları ister, bazıları sadece Background/Methods/Results/Conclusions. Bazıları trial registration numarasını abstract'ta ister.
251 kelime yazdınız. Limit 250. Desk reject. Ciddi dergilerde bu kadar katı. Kılavuzu okumadan yazmaya başlamak, en sık yapılan ve en kolay önlenebilecek hata. Author guidelines okuma rehberimize göz atmanızda fayda var.
Keywords: abstract'ın görünmez uzantısı
Abstract bittikten sonra 3-6 keyword seçmeniz gerekiyor. Burada yapılan klasik hata: abstract'ta zaten geçen kelimeleri keyword olarak tekrarlamak. PubMed zaten başlık ve abstract kelimelerini indeksliyor. Keywords, abstract'ta yer almayan ama makalenizle ilgili olan terimleri eklemeniz gereken alan.
Renal denervasyon çalışmanızda abstract'ta "resistant hypertension" geçiyorsa, keywords'e bunu eklemeye gerek yok. Onun yerine "catheter ablation", "sympathetic nervous system" gibi ilgili ama abstract'ta olmayan MeSH terimlerini tercih etmek, makalenizin bulunabilirliğini artırır.
Abstract yazımı, makalenin en kısa ama en çok okunan bölümünü hazırlamak demek. Model Istatistik olarak makale yazım sürecinde araştırmacılarla birlikte çalışırken, abstract'ın genellikle en son yazıldığını ama en çok revize edilen bölüm olduğunu görüyoruz. 250 kelimeye bu kadar emek vermek, makalenizin hak ettiği ilgiyi almasını sağlıyor.
Sonuçta abstract bir özet değil, bir davetiye. Okuyucuyu makalenizin kapısına kadar getiren, kapıyı açtıran metin. O 250 kelimeyi hak ettiği ciddiyetle yazarsanız, geri kalanı zaten konuşur.