MÖ 5. yüzyılda Kos adasında bir hekim, hastalarının belirtilerini tek tek kaydediyordu. Başvuracağı bir kaynak, tarayacağı bir veri tabanı, atıf yapacağı bir dergi yoktu; elinde yalnızca gözlemleri ve dürüstlüğü vardı. Gelenek o hekimi Hipokrat olarak tanır; bugün hâlâ kullandığımız bilimsel yayın zincirinin ilk halkası sayılan sistematik klinik gözlem onun adıyla anılır.
Bugün makale yazarken uyduğumuz kurallar, IMRAD yapısından hakem değerlendirmesine ve atıf biçimine kadar, uzun bir deneme yanılma sürecinin ürünü. Bu kuralların nereden geldiğini görmek, onlara daha bilinçli uymayı kolaylaştırıyor. Aşağıdaki çizelge, poliklinik koridorundaki tecrübeden SCI-E dergilerine uzanan 2.400 yıllık hattı özetliyor.
Tıbbi bilgi kayda nasıl geçti?
Hipokrat'a atfedilen metinlerin toplandığı "Corpus Hippocraticum", hastalığa bakışta bir değişimi yansıtır. Hastalıkları tanrıların cezası sayan bir çağda "gözlemledim ve bir örüntü var" demek radikaldi. Bugünkü olgu sunumlarının ve olgu serilerinin atası bu yaklaşımdır ve tıpta hâlâ kullanılıyor.
Galen (MS 2. yüzyıl) anatomik bilgiyi hayvan diseksiyonlarına dayandırdı. Kanıtı kendi gözleri ve elleriydi; insan yerine maymun ve domuz incelediği için bazı anatomik tanımları insana uymuyordu. Yine de otorite sayıldığı için görüşleri yüzyıllarca pek sorgulanmadı; otoriteye dayalı tıbbın sorunu tam da bu denetimsizlikti. Buna karşın itirazlar da çıktı. 13. yüzyılda İbnü'n-Nefîs, kanın kalbin karıncıkları arasındaki bölmeden geçtiği görüşüne karşı çıkıp akciğer dolaşımını tarif etti.
Andreas Vesalius, 1543'te yayımladığı "De Humani Corporis Fabrica"da Galen'in tariflerini insan kadavrasında gördükleriyle karşılaştırdı ve uymayan yerleri açıkça yazdı. Eser, Galen'in anatomik hatalarını insan diseksiyonuna dayanarak sistematik biçimde gösteren en etkili çalışmalardan biri sayılır. Önceki bir otoriteyi adıyla anıp düzeltmek, sonraki yüzyıllarda atıf pratiğinin de bir parçası olacaktı.
1665: ilk bilimsel dergiler nasıl doğdu?
1665, bilimsel yayıncılıkta bir milattır. İki dergi neredeyse aynı anda yayın hayatına başladı. Fransa'da "Le Journal des Sçavans" (Ocak 1665) daha çok kitap değerlendirmesi ve genel bilim haberi yayımlıyordu. İngiltere'de ise Henry Oldenburg'un editörlüğündeki "Philosophical Transactions of the Royal Society" (Mart 1665) gerçek anlamda ilk orijinal araştırma yazılarını bastı.
Oldenburg, Avrupa'daki bilim insanlarıyla yazışmalarından derlediği mektupları ve kitap özetlerini basıyordu. Yani ilk bilimsel makaleler aslında mektuptu; araştırmacılar gözlemlerini birbirlerine yazıyor, editör bu mektupları yayına dönüştürüyordu. Bu yazılarda bugünkü anlamda bir atıf sistemi yoktu; "Bay Newton mektubunda şunu ifade etti" ya da "Bay Hooke toplantıda şunu gösterdi" gibi kişisel göndermeler yeterli sayılıyordu.
Atıf sistemi neden ortaya çıktı?
"Kim ilk söyledi?" kavgaları tetikleyiciler arasındaydı. Newton ile Leibniz'in kalkülüs tartışması bilim dünyasını sarstı; ikisi de yöntemi birbirinden bağımsız geliştirmişti ve ikisi de öncelik iddia ediyordu. Bu tür öncelik çekişmeleri, kimin ne zaman ne söylediğini belgeleme ihtiyacını doğurdu.
Atıf pratiği yalnız bilimsel doğrulama için değil, entelektüel önceliği belgelemek için de gelişti. Bugün kaynakçaya eklenen her kaynak, bir yönüyle bu üç yüzyılı aşkın öncelik kaygısını da yansıtıyor.
Atıf yokken bilgi nasıl doğrulanıyordu?
Modern öncesi dönemde beş mekanizma iş görüyordu. Otorite: Galen söylediyse doğru sayılırdı; bu ölçüt hatalıydı ama o çağda belirleyiciydi. Tekrarlama: bir gözlemi başkası da görebiliyorsa güven artardı; bu, bugünkü replikasyonun erken bir biçimiydi. Konsensüs: bilginler mektupla ya da toplantıda tartışır, uzlaşılan bilgi kabul görürdü. Gösterim: anatomi tiyatrolarında diseksiyonlar izleyicinin önünde gerçekleşirdi; bu da bir tür açık denetimdi. Kişisel itibar: araştırmacının güvenilirliği bilginin güvenilirliği yerine geçerdi; bu ölçüt bugün de kısmen sürüyor, çünkü okurlar tanınmış bir merkezin olgu serisine daha rahat güveniyor.
Index Medicus neyi değiştirdi?
John Shaw Billings'in 1879'da başlattığı Index Medicus, tıp dergisi makalelerinin ilk kapsamlı dizini oldu. "Bu konuda daha önce ne yazılmış?" sorusunun yanıtı artık aranabilir hâle gelmişti.
1955'te Eugene Garfield, fikirlerin birbirine bağlanması yoluyla bir atıf dizini önerdi ve 1964'te Science Citation Index'i kurdu (Garfield, 1955; doi:10.1126/science.122.3159.108). Bir yazının kaç kez atıf aldığı ilk kez ölçülebilir oldu; etki faktörü kavramı da buradan doğdu. Bu ölçütün nasıl yorumlanacağını ve sınırlarını etki faktörü değerlendirmesi yazısında ele alıyoruz.
Tıpta ilk kontrollü çalışmalar hangileriydi?
Bilimsel yayıncılık olgunlaşırken tıp da kendi dönüm noktalarını yaşıyordu. James Lind, 1747'de İngiliz donanmasında iskorbüt hastası 12 denizciyi ikişerli altı gruba ayırıp her gruba farklı tedavi verdi; narenciye alan grup iyileşti ve bu gözlem 1753'te yayımlandı. Bu deney, modern tıbbın ilk kontrollü karşılaştırmalı denemelerinden biri kabul edilir. Edward Jenner, sığır çiçeği geçirmiş sütçü kadınların çiçek hastalığına yakalanmadığı gözleminden yola çıkarak aşıyı geliştirdi ve sonuçlarını 1798'de yayımladı; bu, epidemiyolojik bir gözlemin deneyle sınanmasıydı. Pierre Louis (1835) ise kan almanın pnömonideki etkisini hastaları sayarak sınadı ve yararının sanıldığından çok daha sınırlı olduğunu gösterdi; bu çalışma tıpta sayısal yöntemin öncü çalışmaları arasında yer alır.
Üç örnekte de kaynak, araştırmacının kendi gözlemleri ve hasta verileriydi. Aradaki fark, verinin sistematik biçimde toplanması ve karşılaştırılmasıydı.
IMRAD ne zaman standart oldu?
Bugün alışık olduğumuz bu yapı görece yeni. 1978'de bir grup tıp dergisi editörü Vancouver'da toplandı ve makale biçimi için ortak kurallar belirledi; bu toplantıdan ICMJE (International Committee of Medical Journal Editors) doğdu, "Uniform Requirements for Manuscripts" ilk kez 1979'da yayımlandı.
Sollaci ve Pereira'nın dört büyük dergiyi tarayan çalışması, IMRAD'ın bir anda değil kademeli olarak yerleştiğini gösteriyor; kalıp 1940'larda belirmeye başladı, 1970'lerde makalelerin yaklaşık %80'ine ulaştı ve ancak 1980'lerde orijinal araştırmanın tek düzeni oldu (Sollaci ve Pereira, 2004; PMID 15243643). Yani IMRAD tek seferde tasarlanmış bir kalıp değil, zamanla yerleşmiş bir gelenek. Bu iskeletin bölüm bölüm nasıl işlediğini IMRAD yapısı yazısında ayrıntılı ele alıyoruz.
Raporlama standartları neden geldi?
1996'da yayımlanan CONSORT, randomize kontrollü çalışmaların nasıl raporlanacağını standartlaştırdı. Ardından gözlemsel çalışmalar için STROBE, sistematik derlemeler için PRISMA, olgu sunumları için CARE geldi. Bu kılavuzların ortak noktası, raporlamada tekrarlanan eksikleri gidermek için hazırlanmış olmalarıdır. CONSORT'un varlık nedeni randomize çalışmaların eksik raporlanmasıydı; STROBE'un nedeni gözlemsel çalışmalarda yöntemsel şeffaflık eksikliğiydi. Bu kılavuzların yöntem bölümüne pratik yansımasını Methods bölümünün yazımı yazısında topladık.
Bugün neredeyiz?
Bugün dünyada on binlerce aktif hakemli dergi, yılda milyonlarca yeni makale yayımlıyor; 1665'ten bu yana yayımlanan toplam yazı sayısının on milyonlarca olduğu tahmin ediliyor. Etki faktörü tartışmaları, açık erişim politikaları ve yapay zekâ destekli hakem süreçleriyle sistem hâlâ hızla değişiyor. Bu sistemin bir parçası olan hakem yanıtının nasıl yazıldığını hakem yanıtı yazım rehberi yazısında inceliyoruz.
Başlangıç noktası ise pek değişmedi. Hipokrat'tan bugüne süreç çoğu zaman aynı yerde başlıyor; bir hekim bir hastanın başında bir şey fark ediyor. Sonrasında değişen, o gözlemin üstüne eklenen doğrulama katmanları oldu; aşağıdaki şema bu birikimi özetliyor.
Yazılmayan deneyimin bedeli
Araştırmacının ameliyathanede, poliklinikte ya da yoğun bakımda edindiği deneyimin bir kısmı, henüz hiçbir makalede yer almayan ama gerçek bir bilgidir. Bu deneyim yazıya geçip yayımlandığında başkalarının da inceleyip sınayabileceği bir bilgiye dönüşüyor; kayda geçmediğinde ise paylaşılması ve değerlendirilmesi zorlaşıyor. Yazıya geçmeyen deneyimin kaybolma riski de bu yüzden yüksek.
Hipokrat geleneği bunu 2.400 yıl önce sezmişti; gözlemleri kaydetmekle kalmadı, aktardı. Bugünkü yayın sistemi de o ilk adımın devamı. Bir çalışma bu geleneğe uygun biçimde yazıya dökülürken yapı denetimi, istatistiksel raporlama ve hakem yanıtı aşamalarında makale editörlüğü sunuyoruz; metnin entelektüel mülkiyeti araştırmacıya aittir.
Not: Bu yazı tarihsel bir çerçeve sunar; tarihler ve isimler genel kabul görmüş kaynaklara dayanır. Belirli bir dergiye gönderim için o derginin güncel yazım kılavuzu ve ICMJE önerileri esas alınır.
Kullanılan kaynaklar
- Garfield E. Citation indexes for science. Science. 1955;122(3159):108-11. PMID 14385826 · DOI
- Sollaci LB, Pereira MG. The introduction, methods, results, and discussion (IMRAD) structure: a fifty-year survey. J Med Libr Assoc. 2004;92(3):364-7. PMID 15243643 · PMC442179
- Loukas M, Lam R, Tubbs RS, Shoja MM, Apaydin N. Ibn al-Nafis (1210-1288): the first description of the pulmonary circulation. Am Surg. 2008;74(5):440-2. PMID 18481505
- Mesquita ET, Souza Júnior CV, Ferreira TR. Andreas Vesalius 500 years--A Renaissance that revolutionized cardiovascular knowledge. Rev Bras Cir Cardiovasc. 2015;30(2):260-5. doi:10.5935/1678-9741.20150024
- James Lind Library. Lind J (1753). A treatise of the scurvy.
- James Lind Library. Jenner E (1798). An enquiry into the causes and effects of the variolae vaccinae.
- James Lind Library. Louis PCA (1835). Recherches sur les effets de la saignée dans quelques maladies inflammatoires et sur l'action de l'émétique et des vésicatoires dans la pneumonie; Morabia A. Pierre-Charles-Alexandre Louis and the evaluation of bloodletting.
- ICMJE. Recommendations for the Conduct, Reporting, Editing, and Publication of Scholarly Work in Medical Journals. icmje.org
- CONSORT. Consolidated Standards of Reporting Trials. consort-statement.org
- EQUATOR Network. Enhancing the QUAlity and Transparency Of health Research. equator-network.org